Zeus Altarı – Zeus’un Hera ile Aşk Yaşadığı Yer

Yine sıkıldığım günlerden biri, hava güzel. Neden çıkıp yeni bi yerler görmeyeyim ki dedim. Bir süredir, İstanbul’u terk edip, Balıkesir’in Edremit ilçesinde bulunan Zeytinli köyünde yaşıyorum. Etrafta gezilip görülmesi gereken bir çok yer vardır eminim. Ama İnternetten araştırmak veya sağa sola nereye gidilir diye sormak yerine, atlıyorum arabama, acaba şurası ne? Bazen ilginç tabelalar görüyorum. Genelde gittiğim yerlerin fotoğrafını bile çekmiyorum. Ama blog sayfama böyle bir bölüm ekleyip, konu çıksın işte diyip gidiyim. fotoğraflıyım, blogta da nasıl gidilir veya nasıl bi yer. O an ki hissiyatı ne. Biraz onlardan bahsedeyim dedim.

Zeus Altarı girişinde bulunan kısa bilgilendirme tabelası

Adatepe adında çok eski yerleşim yerlerinden biri, aslında bunu kimsenin söylemesine bile gerek yok. Kötü uzaktan görmeniz bile yeter. Tüm evler taş örgü yapıda. Köyün içerisinde turlarken tek yeni yapının, camii olduğu görünüyor. Eski gibi göstermeye çalışılarak onuda taştan örmüşler. (çok amatörce)
Köyün içerisinde birde zeytinyağ müzesi varmış ama onu daha sonra gezmek istediğim için nerede diye kimseye sormadım. Köy içerisinde sanat galerisi, cafeler vs. var. Ciddi restorasyon çalışmaları yapıldığı çok belli oluyor.

Ocak ayında gezdiğim için hiç kimsenin olmadığı, hiç kimsenin olmadığı için mükemmel görünen bir yer. Aracımı girişe parkedip girişte yanlış hatırlamıyorsan Zeus altarına çıkan parkurun uzunluğunun 740 metre olduğu yazıyordu. Bu yolu takip etmeye başladım. Bu bölgelerde her yerde zeytin ağaçlarının olmasına rağmen, zeus altarının çevresi çam ağaçlarıyla çevrili.

740 metrelik parkuru bitirince karşınıza bir çam ağacının etrafı taşlarla örüldüğü görülüyor. Bu nedir acaba diye internetten baktım, zamanında o bölgede yaşayan muhterem bir zatmış, ve mezarını oraya yaptıkları söyleniyor. o yüzden de bir çok dengesiz çam ağaçlarına bezler bağlayıp dilek diliyormuş.

Ağaçları bezlerle doldurmuşlar.

Aslında tam bir kamp yapılacak bölge. Ama kamp, piknik ve ateş yakmak yasak. Ama bölge içerisine cafe açmak serbest. Bu zeka üstü olayı anlamakta zorlanıyorum gerçekten. Yani gelip geçicisin, bi çadırın var. Şurda çadırı kurup, körfez manzarasına karşı uyumak, karşındaki yunan adalarına bakmak. Belki Zeus’u hayal etmek. Zeus’tan vazgeçip Afrodit nasıl bi hatundu acaba diye içlenmek. Belki bi tane bira, yada ne biliyim bi şişe şarap açıp yavaştan demlenmek güzel olurdu ama buda diğer güzel olan herşey gibi, Yassah gardaşım yassah…

Zeus Altarı kaya içerisine oyulmuş mükemmel manzaraya sahip sunak. Eski girişide kayalardan oyulmuş, hatta kayalardan bazılarında Zeus’un ayak izi olduğu söyleniyor. (Bana pek inandırıcı gelmedi. ) Eski basamaklar kırılmış, yıkılmış. Yani bir kısmı duruyor ama oradan çıkılması imkansız olduğu için diğer kolay çıkılabilecek bir bölgeye basamaklar yapılmış. Bana göre yanlış bir şey, orası tarihi bir yapı, tepesine de çıkmayı ver. Oraya kadar girip görmüşsün gezmişsin. Yapının üzerine çıkınca ki manzara görmeye değer tabii ki o ayrı bi konu.

Antik çağda, tanrılara kurban adayarak, yemekler sunmak için yapılmış bir yerin manzarası. Özellikle savaşlardan galip gelmek, hastalıklardan kurtulmak için insanlar buraya gelip ibadet edip, adak adıyorlarmış.
Efsaneye göre tanrıların tanrısı Zeus, Truva savaşını buradan izlemiş. Yani İda dağındaki Gargaros tepesi. Antik çağlarda yaşamış olan İyonyalı ozan Homeros, İlyada destanında olaydan şöyle bahsetmiş.

Uçup giden tunç ayaklı, altın yeleli atların sırtında vardılar, canavarın anası, kaynağı bol İda ‘ya, Gargaran’ daydı Zeus’un tapınağı, kokulu sunağı. İnsanları, tanrıların babası durdurdu, atları çözüp sürekli bir dumanla, koyu bir dumanla göz kamaştıran çalımıyla oturup dağın doruğuna, Troia’yı, Akalıların gemilerini süzdü.

Zeus altarının ayrıca diğer hikayesinden biride, Zeus’un 9 eşinden ilki olan Hera’nın aşkına da şahit olmuş.

Hera, dosdoğru yürüdü Gargaran doruğuna, İda’nın en yüksek tepesiydi bu. Bulutları devşiren Zeus, onu gördü. Görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını.

Evet, mükemmel manzaralı Zeus Altarı görülmeye değer bir yer. Yükseklik korkusu yaşayanlar için baş döndürücü bir deneyim olabilir. Ayağınızın altındaki taşları görmezseniz, sanki Balıkesir ve Çanakkale arasında bulunan Adatepe köyü köyünden uçmuşsunuz ve Yunanistan’a doğru uçtuğunuz hissine kapılabilirsiniz.
Umarım okuyan arkadaşlar, biraz eleştirisel. Biraz da tanıtıcı bu yazımı samimi bulur. Bazı deneyimleri şair gibi anlatmayı pek sevmiyorum. Yoksa bende bahsederim yol üzerindeki kuş seslerinden ve rüzgarın tenimizi okşamasından. Doğa ile sevişmem, benim özelim. Kimse beynimizde yarattığımız o yatak odası fantazilerimizi dinlemek isteyecek kadar sapık değildir diye düşünüyorum 🙂 Seviyorum sizleri, umarım sizde ömrünüz yettiğince gezi görme hazzınızı tatmin edersiniz.

Bu Yazıyı Arkadaşlarınla Paylaş

Benzer Konular